Hozan Kawa Kimdir? Nerelidir? Biyografisi

Hozan Kawa

Hozan Kawa Mûş’a bağlı Palas köyünde dünyaya gelir. Palas dengbejleriyle bilinen bir köydür. Kawa annesinin bu güzel sesinle Kürt sanatına hizmet vermelisin sözünü kendine şiar edinir.

Kawa ilk önce Kürt medreselerinde okur. Ardından Türkçe okumaya başlar. Fakat aklı müzikte olduğu için, okumayı yarıda bırakıp müzik hayatına başlar. 15 yaşında stran söylemeye başlar. Kürtçe şarkılar söylemesinden dolayı 1993 yılında iki yıl muş Cezaevinde kalır. Cezaevinden çıktıktan sonra siyasi diğer yasaklamalardan dolayı Muş’ta kalamayacağını anlayan Kawa, 1995 yılında Avrupa’nın yolunu tutar. İlk önce Fransa da çalışmalarını yürüten Kawa, 2000 yılında Koma Berxwedan grubuna geçti.

Röportajı

Müzikle ilişkiniz nasıl gelişti?

Ben küçük yaşlardan beri yöresel bazda söylemeye başladım ve tam da müziğe gönül verdiğim bu dönemlerde Kürt müziği ile bütünleşmem söz konusu oldu.

Bu dönem aynı zamanda bütün Kürt gençlerine yönelik kültürel, sanatsal saldırıların ve asimilasyonun çok yaygın olduğu bir dönemdi. Diğer taraftan da gençliğe özellikle de Kürt gençliğine arabesk kültürünü aşılama ve entegre etme söz konusuydu. Benim doğduğum büyüdüğüm yöredeki tüm gençler arabesk müzik ve Türkçe okumak istiyordu. Onlardan biri de bendim. Daha on iki yaşındayken Muş Halk Eğitim Merkezi’nde yapılan halk müziği yarışmasında 47 yarışmacı içinden ben de dereceye girmiş ve korkunç bir sevince boğulmuştum.

Kürtçe ve Kürt gençliği üzerindeki baskılardan bahsettiniz bütün bunlar arasında sizi Kürtçe söylemeye iten nedenler neydi?

Benim Kürt müziğine yönelmemde annemin etkisi çok büyüktür. Annem resmen Türkçe müziği bana yasaklamıştı ve önüme Kürtçe kasetler yığıp onları dinlememi istiyordu. Meryem Xan, Ayşe Şan ve Şakiro gibi dengbêjleri böylece dinlemeye başlamıştım. Ayrıca bizim yöremizde dengbêjlik geleneği çok yaygın ve önemliydi.

Ve Kürt gençleri üzerinde de etkisini gösterdi. Bir yandan arabesk ciddi bir çekim merkezi olurken diğer yandan dengbêjlik onların koruyucu kalkanı gibiydi. Onun dışnda bir de annem bana sistemli olarak, günde bir iki saatlik yayını olan Erivan radyosunu dinletirdi. Erivan radyosunda Kürtçe müzik dinlemek beni gerçekten çok etkilerdi. Kürtlük kavramının, Kürdistan’ın yok sayıldığı bir dönemde gözlerimizi dünyaya açmıştık ve birden bire radyolarda Kürtçe müzik dinlemeye, Kürtçe konuşma ve tartışmaları takip etmeye başlamıştık. Bunlar beni derinden etkiledi. Benim bugün buralara gelmemde annemin rolü büyüktür. Gönül isterdi ki annem bugün hayatta olsaydı ve bugünlere geldiğimi, halkımıza müziğimle sanatımla hizmet ettiğimi görseydi.

Yarışmalara katıldığınızı söylediniz. O zamanlar bir gün Kürt müziğinde böyle ünlü olabileceğinizi, Kawa olacağınızı hayal ediyor muydunuz?

Ben yarışmadan dereceyle çıktığımda bir gün büyük bir sanatçı olacağım hissine kapılmıştım o zamanlar tabii, fakat bu kadarını düşünmek yine de mümkün değildi.

Kawa ismini almak nereden geldi aklınıza?

1995’te Fransa’nın Marsilya şehrindeki Newroz gecesinde, ben Demirci Kawa rolünü oynamıştım ve oyun çok beğenilmiş, ayakta alkışlanmıştı. O rolümle ve performansımla ben de çok müthiş derecede bir beğeni toplamış ve ilgi çekmiştim. Ve ardından gecede sürpriz sanatçı olarak beni ‘Hozan Kawa’ şeklinde sahnede anons ettiler. Önce gülüp geri çekildim, kim bu Kawa diye? Sonra olayı anladım ve geri döndüm. İlk stranı okuduğumda çok heyecanlanmıştım ve dizlerim titremişti. Üç bin insanın karşısında söylüyordum. Akademiden gelen sanatçı arkadaşların da ilgisini çekmişti bu durum ve Xelil Xemgin, ‘sesin güzel, bu ses topluma mal olabilecek bir sestir, bence değerlendirelim bunu’ dedi. Ve bana yardımcı oldu. Marsilya kültür işlerinin sorumlusu oldum, konserler geceler derken, 2000 yılında Koma Berxwedan’a katıldım. Bu benim için bir onurdu, onların öğrencisiyken arkadaşları olmuştum. Ve ondan sonra ‘Kawa’ olarak devam ettim.

‘Heliyam’ çıkışımın diğer adıdır’!

‘Ez û Tu’ya gelmeden önce bilmeyenler için “Ava Evine”yi, oluşum sürecini ve dillerden düşmeyen “Heliyam” parçasını anlatır mısınız?

İlk kasetimin heyecanı çok farklıydı elbette. Besteleri kendim yapmıştım ve “Heliyam” parçası da daha kaset piyasaya çıkmadan önce dillere dolanmıştı.

“Heliyam” benim çıkışımın diğer bir adıdır. Ve parça hala ilk günkü etkisini ve sıcaklığını koruyor. Kasetin diğer bir ilginç yanı da, kaset daha piyasaya çıkmadan 2001 yılında, Ozan Şemdin, Cevat ve Hakim Sefkan ile beraber Güney Kürdistan’a konser vermeye gittik. “Heliyam” albümümü yaptığımda halen dağdaydım. 1 Eylül 2001’de piyasaya sürüldü albüm. Ben dağdan reklamlarını izliyordum, Kawa’nın albümü çıkıyor diye. Albümüm çıkıyordu fakat ben onun doğuşunu çok uzaklardan seyrediyordum. Ağlamıştım, çünkü her sanatçı albümü çıktığında başında olur, albümü onun çocuğudur. Bir sanatçının en değerli varlığı albümüdür bana göre. Geri döndüğüm sırada Tahran’dan müzik şirketim olan Mir Müzik’i aradım. Albümün yansıması, etkisi nasıl oldu diye? ‘Festivalde albüm rekor satış yaptı’ yanıtını aldım.

Hedefim modern Kürt müziği

Müzikte ulaşmak istediğiniz tarz nedir o halde? Amacınız nedir?

Benim gırtlağım Kürtçe bir gırtlaktır, rüyalarımı Kürtçe görüyorum, düşünme biçimim de Kürtçedir. Sesim de o’dur, yüreğim de. Ve hedeflediğim tarz modern bir Kürt müziği stili oluşturmaktır. Yani çağa göre, insanların ihtiyaçlarına göre, altyapıyı ve motifleri oluşturmak. Otantik müziği modernize edip bir stil oluşturmaya çalışıyorum. Neticede benim arayışım kalıcı bir stil yaratmak ve o çizgide ilerlemektir.

Bu içerik 4.294 defa görüntülendi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top